Dünyaya gelmeden başlamaz mıyız hayat mücadelemize. Daha anlam vermeden geçen günlere tanımsız bir mücadeledir bizimkisi. Nedense hep bir arayış içinde oluruz yıllar geçse de ömrümüzden. Yalnızlık ürkütür hepimizi gerçek yalnızlığı tatmadan bile. Oysaki gerçek yalnızlık kalabalık bir hayatta yaşamakmış. Bir deniz kıyısında oturmuş uçsuz bucaksız denize bakarken denizin gökyüzüne karıştığını görürüz. Deniz miydi görünen yoksa gökyüzümü. Her ikisinin de yerine koyamaz oraya ufuk deriz. İşte yalnızlıkta hayatta bir ufuk çizgisi gibidir... Milyonlarca insanın içinde yalnız mıydık? Aynı noktada bazen deniz bazen gökyüzüydük aslında. Seviyorduk değer veriyorduk bunun karşılığında bazen değer bazen sevgi bazen de bir hiç elde ediyorduk. İnsanoğlu işte neyden haz alıyordu. Bazen hayatının bu halinden memnun bazense şikâyetçi oluyordu. Çünkü kimi zaman korktuğu yalnızlıktan uzak yaşıyor kimi zamanda gerçek yalnızlığın ortasında buluyorduk kendimizi… 
Yalnızlığımızı yeni insanlarla tanışma çabamızla yenmeye çalışıyorduk. Kimisi arkadaşımız kimisi anlamını bilmeden sadece biraz daha yakın hissettiğimizden dostumuz kimisi de sıradan biri oluveriyor hayatımızda. Peki, bu ayrımı neye göre yapıyorduk neye göre yapmalıydık? Baktığımızda en önemlisi dostmuş gibi geliyor. Peki, dostumuz kimdi? Dost neydi niye dostumuzdu? Bunları bilmeden insanları dostumuz olarak mı kabul etmiştik? Sorular sorular sorular yıllarca hep nedenini düşünmediğim sorular. 
Dost herkese göre farklıydı, farklıda olmalıydı. Çünkü herkesiz beklentileri farklıydı. Ama dost herkesten her şeyden farklı olmalıydı. Hüznünü paylaşmalı sevincini artırmalı sen ağlayınca ağlamalı sen gülünce gülmeliydi sen sevince sevmeli yani sen olmalıydı. 
Gerçek dostluklar çift kaşarlı tost kıvamındaydı. Garip geldi değimli insan dostunu çift kaşarlı tosta benzetir miydi hiç. Peki, niye çift kaşarlıydı dostlarımız. Kaşarlı tostların en güzelidir çift kaşarlı tost. Arkadaşlıkların en güzelinin dostluk olduğu gibi. Şimdi düşünün elinizde bir çift kaşarlı tostunuz var kaşarlardan biri siz diğerini ise dostunuz. Tostunuz pişiyor şimdi ayırabilir misiniz kaşarları birbirinden. Artık sen ya da o var mıydı? Yoktu çünkü dostluğunuz çift kaşarlıydı. O tosta sizin kaşarınız kadar ikinci bir kaşar daha vardı. Yani bu dostluk için ne ektiysen onu biçiyordun. 
Dostluk bir aynandı senin ya da isteğindi aynan olması. Dostunda kendini görmek isterdin. Dostluk kıskanmaktı beklide. Ama bunu ona asla söyleyememekti. Dostluk tostunu birlikte yaparsınız. Ayrılmaz bir arkadaşlık olur adına dost dediğimiz. Dertler üzüntüler sevinçler paylaşılır. Hayatta en çok onla mutlu olursun en çok onla kavga edersin. Çünkü o değerlidir. Bazen tercihleri değişir seni ikinci plana atar üzülürsün. Kızamasın ona aşk gibi dostlukta kör ediyordu belki insanı. Ama üzülmemelisin başında dedik ya dostlar çift kaşarlıdır diye. O senle bir kere pişmişti Bir kere senle erimişti bir daha eriyebilir miydi? Erise bile senin bir parçanda onun yanında olmaz mıydı sence. Dostundu o senin çift kaşarlı dostun. Nereye gitse bir parçan yanındaydı. Senin yanında onun parçaları olduğu gibi. Belki yollar girecekti aranıza belki yıllar ama bir kere pişmiştiniz birlikte. 
Unutmayın hayatımız bir ekmek bizde içinde erimeyi bekleyen kaşarlar en güzel tost çift kaşarlı olanıdır. Zaten hayata sorumluluklarımızla çift kaşarlı doğuyoruz. Sadece bir kez daha erime hakkımız var öyle bir kaşar bulunki hayatınızda asla onunla eridiğinize pişman olmayın. 
Pişman Olmayacağınız bir çift kaşarlı D(t)ost dileğiyle